25 Mayıs 2013 Cumartesi

Ak Sakallı Dede

     İki gecedir rüyamda bir adam... Yaşlı, kirli beyaz sakallı hafif kambur. Diyor ki '' Merak etme çocuklar bana emanet.'' Hiç merak etmiyorum zaten, çok eminim senden amca. Rüyamda çocuklara işte bu amca bakıyordu, köhne bir odanın içinde, eski ahşap masasında oturuyor.. Raflar var üstünde masanın. Fotograflar, raflarda... Fotograflarda beyazlı kadınlar, hepsi gelinlikli... O kadınların bebeklerine bakıyormuş amca. Ben de veriyorum gelinlikli yeşillikler üstünde bir fotograf. ''Merak etme kızım.'' diyor tekrar. '' Çocuklar bana emanet. '' Hiç merak etmiyorum amca sen varken. İşin ehliymiş, bebişler hep ona emanetmiş...
     Pazartesiden beri evdeyiz, bebişlerle evimizde. Yorgun, huzurlu, mutlu :)

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Uzaydan Gelen Bir Yavrucak

     2 gün önce aramıza katılan, uzaklardan gelen bir yabancı vardı. Vardı diyorum çünkü artık yabancı değil. Çekirdek ailemizin son ferdi Uzay bizimle... Onu en son yoğun bakımda gördüğümüzde demiştik ki '' Bebeğim, kendini yalnız hissetme, biz yukarda Duru ile seni bekliyoruz. Eve gitmiyoruz. Aynı çatı altındayız. '' O da bizi dinledi ve yanımıza geldi. 2 gecedir 4 kişi bir odada hastanede kalıoruz.          Birbirimizi tanıyoruz, kokularımıza alışıyoruz. Bol bol kucaklağıyoruz.
     Gece nöbetleri tam fotograflık oluyor! Bir yavru Erdem'in kucağında, diğeri benim gaz çıkarma seansları düzenliyoruz gözlerimiz uykulu... Sonra göz göze geliyoruz, gülüyoruz halimize. Günler geçtikçe biriken uykusuzluk bizi ne hale getirir bilmiyorum ama şimdi onlara kavuşmanın heyecanı ve mutluluğuyla hiç bir şikayetimiz yok.
     Son yapılan tahlil sonuçları iyi çıktı ama 2 bebişin de tedavileri devam ediyor, haftasonunu da hastanede geçireceğiz. Buralarda son günlerimiz... Bol bol tadını çıkartıyoruz. Hastanenin de tadı mı olur demeyin, tadı var, bebişlerlerle ilk günlerin, ilk deneyimlerin, ilk kucaklaşmaların, ilk yorgunlukların hep tadı var. Eminim bu günleri gülümseyerek hatırlayacağım. Eminim Ataşehir'in gökdelenlerini hiç unutmayacağım.
     Sevgiler.
   

16 Mayıs 2013 Perşembe

Ataşehir'in Gökdelenleri

     Hiç aklımızda yoktu Ataşehir'de doğum yapmak... Herşey çok hızlı gelişti. 15 gün boyunca günde 2 kez Ataşehir'e taşındık. Aklımızı, yüreğimizi burada bıraktık, bebişlere süt taşıdık her gün... Ellerini , ayaklarını sevdik. Bazen ağlayarak girdim yoğun bakıma, gülerek çıktım ya da dönüş yolunda süzüldü gözyaşlarım camdan dışarı bakarken. Günde 4 kez boğaz manzarası seyrettim köprüden. Her seferinde umutlandırdı İstanbul beni.
     Şimdi Ataşehirdeyiz yine, bu sefer kalıcıyız, hastanedeyiz. Salı günü bizi çağırdılar, " Haydi bakalım Duru sizinle buluşmaya hazır. " dediler. Eşyalarımızı toplayıp geldik. Pazartesiye kadar burada kalacağız. 2 gündür Duru bizimle beraber odada kalıyor. Bakımını, beslenmesini biz yapıyoruz. Hatta emzirmeyi de başarıyorum. Birbirimize alışıyoruz. Birbirimizi anlamaya çalıyoruz.
Geçen her dakika daha çok bağlanıyoruz birbirimize... Ben alt değiştirme, emzirme konusunda kendimi geliştirirken, Erdem gaz çıkarma konusunda çoktan benim önüme geçti :) 2 gecedir bir uyur bir uyanık annelik, babalık öğreniyoruz.
     Odamız Ataşehir'in gökdelenlerine bakıyor. Geceleri gözlerimi açtığımda, binalar görüyorum ışıklı... Aydınlatıyorlar odamızı. Düşünüyorum, gökdelenlerin arasında bir minik bebek anne ve babasıyla buluşuyor, hayatı öğrenmeye çalışıyor. Bir minik bebek daha bekliyor bizimle buluşmayı, aynı çatı altında ama uzakta... Bekliyor bizim kucaklamamızı... Sonra başkalarının minikleri de var yoğun bakımda, onlar da hayata tutunmaya çalışıyor, gökdelenlerin arasında, habersiz olan bitenden. Gökdelenler de habersiz olanlardan, çalışıyorlar gece gündüz...

10 Mayıs 2013 Cuma

İlk Kucaklaşma

   


     Dün Duru bebeğimizi ilk defa kucağıma aldım. Günlerdir, her tarafında kablolar, borular olan bebeğimiz onlardan kurtuldu ve ilk kucaklaşma yaşandı... Bir gün önceden, her şey yolunda gittiği takdirde Duru'yu kucağıma alabileceğim söylendi. Ama ''Kesin değil'' dendi. Bu '' Fazla heveslenme, umutlanma, belli olmaz'' demek oluyor. Daha önce Uzay için aynı şey söylenmişti ve ertesi gün hastaneye gittiğimizde Uzay'ın zor bir gece geçirdiğini ve durumunun kritik olduğunu öğrenmiştik.  Sepsis denilen enfeksiyonel bir durum başlamıştı.. O gün nasıl geçti, ne tepki verdim, neler oldu hatırlamıyorum. Rüyada gibiydim. Ama kendimi toparlamam gerekiyordu çünkü benim hissettiklerimi Uzay anlıyordu ve sütümün etkilenmemesi gerekiyordu. Her gidişimizde ona dokundum, sevdim, kalbimin derinliklerinden tüm annelik enerjimi ona aktardım. Şimdi daha iyi Uzay, antibiyotik tedavisi devam ediyor.
     Diyordum ki dün Duru'yu kucakladım... Hastaneye giderken özenle tüm hazırlıkları yaptım, çok da umutlanmamaya çalıştım ama heyecanlıydım. Gittiğimizde, Duru'nun bakım saatiydi, hemşireyle birlikte altını değiştirdik, ateşini ölçtük.. Ve sonra Duru'yu kucağıma aldım! Az da olsa emzirmeyi başardım :) Çok yoruldu emerken... Çok acayip bir duygu, böyle içim dolu dolu oldu. Şuanda kelime bulamıyorum anlatmaya. Daha sonra gazını çıkardık ve yatağına yatırdık. Erdem sadece bakmakla yetinmek zorunda kaldı. Bol bol ilk kucaklaşma fotoğrafı çekti.
     Bugün tekrardan tüm bakımını yapacağım ve emzirme alıştırmalarına devam edeceğiz. Birbirimize alışma, bağlanma dönemine girdik. Uzay da zor günlerini atlatıyor. Her şeyin yolunda gideceğini unut ediyorum! İnanıyorum.


 

9 Mayıs 2013 Perşembe

Herkesin Doğum Hikayesi Var Da Benim Yok Mu???

     Efendim, biz 29 Nisan Ptesi günü, rutin doktor kontrolümüze giderken, benim karnımda sevimsiz, vızıltılı bir ağrı vardı... Aslında o vızıltı 3 gündür vardı, gelip gidiyordu, ağrı da denmez, vızıltı gibi bir şeydi işte... Her neyse, ultrason kontrolüne girip, o karnımdaki vızıltıyı doktora anlatınca her şey ortaya çıktı! Meğerse ben günlerdir doğum sancısı çekiyormuşum! Baby showerdayken, çocuklar çoktan yola çıkmış :)

     Önce küçük bir şok geçirdik tabi ki! Doktorumuz bizi hemen hastaneye yönlendirdi. Doğumu durdurmaya çalışacaklarını söyledi. Erdemle gayet sakin bir şekilde hastaneye gittik, beni yatırdılar, sancıların şiddetini ölçen makinaya bağladılar, serum, ilaç derken ben geceyi hastanede geçirdim. Hala sakinliğimizi koruyorduk çünkü doğumun duracağına ve hastaneden çıkacağımıza emindik. Hemşireler bu kadar şiddetli sancıları sadece vızıltı olarak hissettiğime inannamayıp, ne kadar şanşlı olduğumu söylediler.

    Sabahın erken saatlerinde, doktorumuz kontrole geldi ve rahim ağzının iyice açıldığını, kasılmaların şiddetlendiğini ve doğumu durdurmanın artık mümkün olmadığını söylediğinde biz durumun farkına vardık ve kabullenme aşamasına geçtik. Ben henüz 32 haftalık olan bebişleri dünyaya getirmek konusunda oldukça endişeliydim. Yapacak bir şey yoktu, sakin olup onlara ve kendime inanmam gerekiyordu. Onlar seçmişlerdi gelecekleri zamanı, benim doğum günümü seçmelerinin bir nedeni olmalıydı. Ameliyathaneden hazır olduklarına dair haber geldiğinde, ben titriyordum. Hepimizin şansa ve işini iyi bilen doktorlara ihtiyacı vardı. Yanımda Erdem, annem, Günsel annem ve Seran vardı. Beni ameliyathaneye kadar uğurladılar. Epidural anestezi yapılırken, heyecan, mutluluk, hüzün, endişe ve titreme tüm vücudumu sarmıştı. Beni sakinleştiren anestezi uzmanı ve hemşireler herşeyin yolunda gideceğini, tüm yeni doğan ekibinin hazır olduğunu söylediler. Daha sonra tüm hazırlıklar yapıldı ve sezeryan başladı. Erdem yanımdaydı, elimi tutuyordu. Diğer yanımda anestezi uzmanı, o anda yapılan işlemleri anlatıyordu... Ve sonunda bir ağlama sesi! Kızımız!  1 dakika sonra bir ağlama sesi daha! Oğlumuz! İnanılmaz bir duygu! İkisi de ağlıyordu! Ne güzel! ( Bir daha ağlama sesi bana bu kadar iyi gelmeyecek eminim! ) Erdem bebeklerimize baktı, mosmor 2 yavru... Benim görmeye fırsatım olmadı, onları hemen yoğun bakıma aldılar. Doktor Tolga Bey, ameliyatın sonunda ''İyi ki doğdun Pelin'' dedi.. Heralde hiç unutmayacağım o anı! Ben yattığım yerde ağlıyordum, Erdem bebişlerin başında...

     Daha sonra beni biraz uyuttular ve odaya çıkardılar. Sersem gibiydim. Akşama kadar devam etti sersemliğim... Yoğun bakımdan bebeklerimizin durumunun iyi olduğu haberi geldikçe, mutlu olduk, biraz içimiz rahatladı. Handeyi aradık, çikolataları kaptı geldi :) Akşamüstü hemşireler bana pasta ile doğum günü kutlaması yaptılar! O gün gelen giden, kutlamalar ve sersemlikle geçti. Gece yoğun bakımdan haber geldi, bebişleri görmeye çağırdılar bizi. Heyecanla indik aşağıya ve 2 kırmızı, bol saçlı, buruşuk suratlı yavrularımızı gördük, onlara dokunduk, fotograflarını çektik ve hala bize ait olduklarına inanamayarak odamıza döndük. Odada bizi bekleyen arkadaşlarımız hemen fotoğraflara bakmaya başladılar ve beni sandalyede unuttular :) İşte o zaman anladım, saltanat sona erdi :) Artık ilgi odağı ben değilim! :)

     Geceyi rahatça uyuyarak geçirdik. Süt pompalamayı öğretti hemşireler, az da olsa sütüm geldi, ağız sütü dedikleri, en değerli olan süt bebişlere başarıyla gönderildi...

     2 gün hastenede kaldıktan sonra biz çıktık, bebişlerimizi doktorlara, hemşirelere emanet ettik. Bir yanımız orada kaldı.

     Ataşahir Memorial Hastanesinden çok memnun kaldık, doğum öncesinde ve sonrasında bize çok yardımcı oldular, herkes çok ilgiliydi. Bizi hastanede ziyarate gelen, arayan, ilgilenen herkese çok teşekkür ederiz. Sevdiklerimizin yanımızda olması bizi mutlu etti.

   

7 Mayıs 2013 Salı

İYİ Kİ DOĞDUK BEBİŞLERİM

     30 Nisan 1984 bundan 29 sene önce açmışım dünyaya gözlerimi! 29 yaşımı bitirdim! Sabah 7'de doğmuşum... Anneme sancılar yaşatarak, kedi gibi doğmuşum. Annem kediye benzetmiş beni :) Buruşuk suratlıymışım, bol saçlı...

     30 Nisan 2013... Bundan 1 hafta önce... Açtı bebeklerim gözlerini bu dünyaya! 30 yaşıma girerken hediye oldular! Bana acı çektirmeden, bir şey hissettirmeden, usul usul yola çıktılar! Sakince geldiler, canımı acıtmadan. Erken oldu gelişleri, beklediğimizden çok erken! Küçük, buruşuk suratllı ve bol saçlı... Geldiler, bir hediye gibi bana! Önce, ''Daha değil'' dedik, ''Daha erken'' dedik. Dinlemediler bizi,  kendileri seçtiler. Bu günü seçtiler. Bize ''Merhaba'' demek istediler. İlk nefeslerini almak, ağlamak istediler. Bizi ağlatmak istediler. 30 yaşıma girerken, '' İyi ki doğduk'' dediler. '' Anne'' dediler!





Sürpriz Baby Shower







     27 Nisanda sevgilim ve arkadaşlarım bana sürpriz baby shower ve doğum günü kutlaması hazırlamışlar! Evde yatarken, Banu'nun ısrarlı telefonu ile evden çıktım. Kahve içmeye gidiyoruz diye beni kandıran Erdem meğerse başka planlar peşindeymiş :) Tribeca üst kat bize ayrılmış ve süslenmiş... Sevdiğimiz insanlar hep orada... Balonlar, bebek resimleri,süsler, çikolatalar, hediyeler... O kadar mutlu oldum ki! Gözlerim doldu, çok duygulandım. Çok güzel hazırlanmış bir organizasyondu. Hep beraber yemek yedik, pasta kestik ve hediyeleri açtık.. Bebişlerin ihtiyaçları için alışveriş yapan, koşturan Banu ve Çağıl'a çok teşekkür ederim. 
Bizimle birlikte olan, katkıda bulunan herkese çok teşekkürler! İyi ki varsınız! 
Ve Erdem, iyi ki  kutlamayı o güne ayarladın!  :)) İyi ki yanımdasın!







     Günün sonunda, yorgun düşmüş halim... Biraz karnım ağrıyor, sanırım dinlenmem lazım!