16 Mayıs 2013 Perşembe

Ataşehir'in Gökdelenleri

     Hiç aklımızda yoktu Ataşehir'de doğum yapmak... Herşey çok hızlı gelişti. 15 gün boyunca günde 2 kez Ataşehir'e taşındık. Aklımızı, yüreğimizi burada bıraktık, bebişlere süt taşıdık her gün... Ellerini , ayaklarını sevdik. Bazen ağlayarak girdim yoğun bakıma, gülerek çıktım ya da dönüş yolunda süzüldü gözyaşlarım camdan dışarı bakarken. Günde 4 kez boğaz manzarası seyrettim köprüden. Her seferinde umutlandırdı İstanbul beni.
     Şimdi Ataşehirdeyiz yine, bu sefer kalıcıyız, hastanedeyiz. Salı günü bizi çağırdılar, " Haydi bakalım Duru sizinle buluşmaya hazır. " dediler. Eşyalarımızı toplayıp geldik. Pazartesiye kadar burada kalacağız. 2 gündür Duru bizimle beraber odada kalıyor. Bakımını, beslenmesini biz yapıyoruz. Hatta emzirmeyi de başarıyorum. Birbirimize alışıyoruz. Birbirimizi anlamaya çalıyoruz.
Geçen her dakika daha çok bağlanıyoruz birbirimize... Ben alt değiştirme, emzirme konusunda kendimi geliştirirken, Erdem gaz çıkarma konusunda çoktan benim önüme geçti :) 2 gecedir bir uyur bir uyanık annelik, babalık öğreniyoruz.
     Odamız Ataşehir'in gökdelenlerine bakıyor. Geceleri gözlerimi açtığımda, binalar görüyorum ışıklı... Aydınlatıyorlar odamızı. Düşünüyorum, gökdelenlerin arasında bir minik bebek anne ve babasıyla buluşuyor, hayatı öğrenmeye çalışıyor. Bir minik bebek daha bekliyor bizimle buluşmayı, aynı çatı altında ama uzakta... Bekliyor bizim kucaklamamızı... Sonra başkalarının minikleri de var yoğun bakımda, onlar da hayata tutunmaya çalışıyor, gökdelenlerin arasında, habersiz olan bitenden. Gökdelenler de habersiz olanlardan, çalışıyorlar gece gündüz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder