9 Mayıs 2013 Perşembe

Herkesin Doğum Hikayesi Var Da Benim Yok Mu???

     Efendim, biz 29 Nisan Ptesi günü, rutin doktor kontrolümüze giderken, benim karnımda sevimsiz, vızıltılı bir ağrı vardı... Aslında o vızıltı 3 gündür vardı, gelip gidiyordu, ağrı da denmez, vızıltı gibi bir şeydi işte... Her neyse, ultrason kontrolüne girip, o karnımdaki vızıltıyı doktora anlatınca her şey ortaya çıktı! Meğerse ben günlerdir doğum sancısı çekiyormuşum! Baby showerdayken, çocuklar çoktan yola çıkmış :)

     Önce küçük bir şok geçirdik tabi ki! Doktorumuz bizi hemen hastaneye yönlendirdi. Doğumu durdurmaya çalışacaklarını söyledi. Erdemle gayet sakin bir şekilde hastaneye gittik, beni yatırdılar, sancıların şiddetini ölçen makinaya bağladılar, serum, ilaç derken ben geceyi hastanede geçirdim. Hala sakinliğimizi koruyorduk çünkü doğumun duracağına ve hastaneden çıkacağımıza emindik. Hemşireler bu kadar şiddetli sancıları sadece vızıltı olarak hissettiğime inannamayıp, ne kadar şanşlı olduğumu söylediler.

    Sabahın erken saatlerinde, doktorumuz kontrole geldi ve rahim ağzının iyice açıldığını, kasılmaların şiddetlendiğini ve doğumu durdurmanın artık mümkün olmadığını söylediğinde biz durumun farkına vardık ve kabullenme aşamasına geçtik. Ben henüz 32 haftalık olan bebişleri dünyaya getirmek konusunda oldukça endişeliydim. Yapacak bir şey yoktu, sakin olup onlara ve kendime inanmam gerekiyordu. Onlar seçmişlerdi gelecekleri zamanı, benim doğum günümü seçmelerinin bir nedeni olmalıydı. Ameliyathaneden hazır olduklarına dair haber geldiğinde, ben titriyordum. Hepimizin şansa ve işini iyi bilen doktorlara ihtiyacı vardı. Yanımda Erdem, annem, Günsel annem ve Seran vardı. Beni ameliyathaneye kadar uğurladılar. Epidural anestezi yapılırken, heyecan, mutluluk, hüzün, endişe ve titreme tüm vücudumu sarmıştı. Beni sakinleştiren anestezi uzmanı ve hemşireler herşeyin yolunda gideceğini, tüm yeni doğan ekibinin hazır olduğunu söylediler. Daha sonra tüm hazırlıklar yapıldı ve sezeryan başladı. Erdem yanımdaydı, elimi tutuyordu. Diğer yanımda anestezi uzmanı, o anda yapılan işlemleri anlatıyordu... Ve sonunda bir ağlama sesi! Kızımız!  1 dakika sonra bir ağlama sesi daha! Oğlumuz! İnanılmaz bir duygu! İkisi de ağlıyordu! Ne güzel! ( Bir daha ağlama sesi bana bu kadar iyi gelmeyecek eminim! ) Erdem bebeklerimize baktı, mosmor 2 yavru... Benim görmeye fırsatım olmadı, onları hemen yoğun bakıma aldılar. Doktor Tolga Bey, ameliyatın sonunda ''İyi ki doğdun Pelin'' dedi.. Heralde hiç unutmayacağım o anı! Ben yattığım yerde ağlıyordum, Erdem bebişlerin başında...

     Daha sonra beni biraz uyuttular ve odaya çıkardılar. Sersem gibiydim. Akşama kadar devam etti sersemliğim... Yoğun bakımdan bebeklerimizin durumunun iyi olduğu haberi geldikçe, mutlu olduk, biraz içimiz rahatladı. Handeyi aradık, çikolataları kaptı geldi :) Akşamüstü hemşireler bana pasta ile doğum günü kutlaması yaptılar! O gün gelen giden, kutlamalar ve sersemlikle geçti. Gece yoğun bakımdan haber geldi, bebişleri görmeye çağırdılar bizi. Heyecanla indik aşağıya ve 2 kırmızı, bol saçlı, buruşuk suratlı yavrularımızı gördük, onlara dokunduk, fotograflarını çektik ve hala bize ait olduklarına inanamayarak odamıza döndük. Odada bizi bekleyen arkadaşlarımız hemen fotoğraflara bakmaya başladılar ve beni sandalyede unuttular :) İşte o zaman anladım, saltanat sona erdi :) Artık ilgi odağı ben değilim! :)

     Geceyi rahatça uyuyarak geçirdik. Süt pompalamayı öğretti hemşireler, az da olsa sütüm geldi, ağız sütü dedikleri, en değerli olan süt bebişlere başarıyla gönderildi...

     2 gün hastenede kaldıktan sonra biz çıktık, bebişlerimizi doktorlara, hemşirelere emanet ettik. Bir yanımız orada kaldı.

     Ataşahir Memorial Hastanesinden çok memnun kaldık, doğum öncesinde ve sonrasında bize çok yardımcı oldular, herkes çok ilgiliydi. Bizi hastanede ziyarate gelen, arayan, ilgilenen herkese çok teşekkür ederiz. Sevdiklerimizin yanımızda olması bizi mutlu etti.

   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder