17 Eylül 2013 Salı

Çok Üzgünüm

     Çok üzülüyorum... Nedir bizim alıp veremediğimiz? Kimin savaşı, kimin hırsı, kimin derdi bu olanlar?
     Çok üzülüyorum, dünyaya, tüm canlılara, insan denen varlığa... Milyonlarca yıldır neyi paylaşamıyoruz, neyi çözemiyoruz anlamıyorum. Ya benim kafam basmıyor ya da anlaşılacak bir şey yok ortada! Neden diye soruyorum hep? Varsa bir yaradan soruyorum.. Neden? Neden çocuklar ölüyor, neden anneler ağlıyor? Kim bunun sorumlusu?  Boylu boyunca yatan, bir şeyden habersiz çocuğun suçu ne?
     Çok üzülüyorum. Kahroluyorum. Ve böyle yaşamak zorunda kalıyorum. Görmüyorum, duymuyorum... Tv, gazete, haberlerden uzak duruyorum, olanlara dayanamıyorum. Çok mu etkileniyorum, çok mu zalimce olanlar? İnsanlık dışı diyoruz ya.. İnsanlık nedir?? Nedir bu allah aşkına? Öldürmek, zarar vermek, tecavüz etmek... Bu mu insanlık? Bizi canavar yapan ne?
    Soruyorum, cevap alamıyorum... Ne yapsam bilemiyorum. Ben de yokmuş gibi davranıyorum. Çaresiz hissediyorum kendimi ve bu çaresizlik içinde çocuk büyütmeye çalışıyorum. Nasıl olabilir bu? Nasıl başarabilirim bilemiyorum ama yokmuş gibi yapıyorum. Şimdilik bulduğum çözüm bu! Varsa bir bildiği olan lütfen anlatsın bana, biri çare olsun bana! İçim acıyor, çok üzülüyorum.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Anneanneme Mektup

                                                                     Sevgili anneannem,
   Ben doğduğumda '' İşte evliliğin zaferi bu, evliliğin en güzel hediyesi torun sahibi olmak.'' diyen ananem, bu dünyadaki ilk 40 günümde bizim evden çıkmayan, ilk banyomu yaptıran, bıkmadan bana bakan, merdivenlerde sırtında taşıyan, Bahçelievlerde kucağında taşıyan, nefesi kesilene kadar benim çocuk kaprislerime katlanan, her defasında beni mutlu etmek için elinden geleni yapan ananem!
'' Ananemi isterim'' diye avazım çıktığı kadar bağırdığım, apartmanı birbirine kattığım, pencereden bakıp arkandan ağladığım ananem!  Sana sesleniyorum, duyuyor musun bilmem! Ben iyiyim, çocukların, torunların, torununun çocukları iyi, Herkes iyi. Hayata devam ediyoruz sensiz. Ben devam ediyorum, bebişler var biliyorsun, onlarla ilgilenmem lazım... Ağlayamadım ananem günlerce, dondum kaldım, yavrular etkilenmesin diye öylece durdum. Taa ki o güne kadar, seni uğurladığımız güne kadar... O gün karanfil koydum başucuna, gördün mü bilmem!
     Ananem, ''O kıyafet olmamış.'', '' Bu ayakkabılar topuksuz.'' , '' O göbeği içeri çek.'' diyen, zarif, güzel, kokoş ananem! Ayakta duramazken, ayrılırken evden '' Bekliyoruz seni bu evde anneannecim. '' dediğimde, sarıldığımda bana umutsuz bakan yine de '' Tamam kızım. '' diyen ananem...
     Simit mi yesek ananem kahvaltıda? Sen alsan yine son gün gidip aldığın gibi bizim bakkaldan... Bu ekmekler bayat, simit yiyelim, çiçek ekmek ya da gözleme söyleyelim yan kafeden. Ne dersin? Ne yiyelim, ne giyelim, ne yapalım bu sabah ananem?
     Çok mutluyum, son günlerimizi beraber geçirdiğimize, çok mutluyum tüm aile bir evi paylaştığımıza, çok mutluyum 2 bebekle Güllük'e geldiğimize, çok mutluyum kardeşlerini, akrabalarını son kez gördüğüne, çok mutluyum bebişleri kucaklayıp, onlara sabah masajları yapıp, ninniler söylediğine! İyi ki beraberdik anneannecim.