23 Haziran 2014 Pazartesi

Yeniden Doğmak



 



      Hamileler ve yeni anneler, hormonlar ve akıllarının bir kenarlarında sürekli onları meşgul eden küçük varlıklar yüzünden unutkan olurlar. Unuturlar çayın altını kapatmayı, çoraplarını giymeyi, gözlüklerini takmayı, etrafındakilere '' Nasılsın?'' diye sormayı... Unuturlar haber vermeyi, arkadaşlarını aramayı, kedilerini beslemeyi... Kendilerini ve etrafındakileri unuturlar. Bebekleri dışındaki her şeyi, herkesi ihmal ederler. 
      Kendileri olmayı unuturlar anneler ve adayları. Bilmezler o güne kadar yaşananların anlamsız olduğunu, farketmezler geçmişin izlerini. Unuturlar verilen tüm sözleri, unuturlar ettikleri yeminleri. Boş boş, büyük büyük konuşmuşlardır o güne kadar. Gereksiz ifadeler, gereksiz cümleler... Atarlar hepsini bir kenara!
     Yeni anneler, 2 arada bir derede yaşarlar. Yeni anneler, uzun bir uykudan uyanırlar bilmedikleri bir boyutta.. Zamansız, tarifsiz, bilinçsiz bir dünyada var olurlar. Yeni anneler, 2. kez gelirler dünyaya, gözleri kırmızı, yaşlı, çapaklı '' Merhaba'' derler hayata. Yeniden doğarlar, tıpkı bebekleri gibi hiç bilmedikleri, yabancı, canlı bir hayata. Onlarla yeniden keşfederler sevgiyi, bağlılığı, acıyı... Yalnızlığı -kalabalıklığı, vermeyi-almayı, oturmayı-kalkmayı, ayakta durmayı, adım atmayı... Her şeyi en baştan öğrenirler. Bu sefer sindire sindire öğrenirler. Uyumayı-uyanmayı, geceyi-gündüzü, yemek yemeyi, su içmeyi... Yeniden diş çıkarırlar, yeniden boyları uzar, yeniden ve yeniden...
     Kendileri olmayı unuturlar yeni anneler çünkü eski kendileri değildirler artık. Unuturlar o güne kadar ne olduklarını, ne olacaklarını, hayallerini, anılarını. Yeniden doğarlar, ağlaya ağlaya, bağıra bağıra, yürekleri gümbür gümbür!

2 Mayıs 2014 Cuma

Geçen Sene Bugün ( Bilmezdim )

     29 Nisan 2013... Geçen sene bugün! Ne gündü ama! Şok içinde hastaneye gidişimiz, bütün gece süren sancılar, doğurmayacağıma dair inadım ve inancım! Daha ilk günden şaşırttınız beni, daha ilk günden ilk dersi verdiniz bana. ''Her an herşeye hazırlıklı ol.''
     1 sene önceydi, tam 365 gün! Bilmezdim öncesinde uykusuzluğu, sorumluluğu, direnmeyi... Bilmezdim daha önce sabrı, hoş görüyü, alttan almayı. O kadar çok şey öğrettiniz ki bana bu 1 sene içinde! Yorgunluk, mutluluk bir arada yaşadık her şeyi. Bilmezdim daha öncesinde çaresizliği, yardıma muhtaçlığı. Çok şey öğrendim çok! Bilmezdim bebek kokusunu, gaz sancısını, popo pişiğini :)  Saç kurutma makinasının sizi uyutabileceğini, bir süzgecin paylaşılamayan oyuncak olabileceğini. Bilmezdim emzirmek ne demek, süt pompası ne demek! Bilmezdim herkesin işe karışma meraklısı olduğunu, sokak teyzelerinin zevzekliklerini. Bilmediğim o kadar çok şey öğrettiniz ki bana! Kim bilir kaç sene büyüdüm bu sene, kim bilir yüzümdeki hangi çizgiler oluştu?! Tabii tek çizgi yüzümde değil, göbeğimde de bol bol çatlak izlerim var. Geçen sene bu gün tam 15 kilo daha fazlaydım. Geçen sene bugün patlamaya hazır bir bomba gibiydim.
      Ne çok güldüm, ne çok sıkıldım, ne çok ağladım, ne çok bağırdım, ne çok ninni söyledim bu sene ben. Mozart for babies albümünü ezberledim, joy fm müptelası oldum. Sakinlik arar oldum, huzur arar oldum. Sonra daha neler oldu bir bilseniz... Mesela bezlerin ve mamaların numarası olduğunu öğrendim, her 30 cc'ye 1 kaşık konacağını, biberonların çalkalanmayacağını öğrendim. En önemlisinin sağlık olduğunu öğrendim. Gerekli gereksiz, sebepli sebepsiz binlerce şey öğrendim ve deneyimledim.
      Sayfalarca yazabilirim, düşündükçe aklıma gelir öğrendiklerim. Ama bazıları var ki hiç değişmez hayatta, hiç bilinmez yaşamadan, hissetmeden! Bazıları var ki iz bırakır yüreğinizde, aklınızda!  İliklerime kadar hissettiğim duygularımdan biri şuanda onları korumak! Her şeyden korumak bazen fazla korumak ama ölesiye korumak ve sevmek! Geçen sene bugün bilmezdim ben ne demek her şeyden vazgeçmek bir başka varlık için... Bilmezdim ben canımı ortaya koyabileceğimi... Bilmez, hiç bilmez!
      Not: Bilmeyenlerin, öğrenmeleri dileğiyle...




23 Nisan 2014 Çarşamba

Keşke

     Barış Manço şarkılarını alıp ninni haline getirmişler, Beşikten 77'ye Ninni demişler... Görür görmez aldım cdyi, 1 saniye bile düşünmedim. Barış Manço'nun şarkılarının ninni düzenlemesi ne kadar kötü olabilir ki! Tahmin ettiğim gibi çok iyi çıktı. Bebişler çok sevdi, ben çok sevdim. Arkadaşım Eşek'ten uyku müziği olur mu? Olmuş :)
     Düşündüm dinlerken, daha doğrusu alıp götürdü beni eski günlere o şarkılar... Mis kokulu çocukluğum, utangaç hallerim, huysuz ergenliğim ve gençliğim... Neler paylaştık be seninle Barış Manço! Sen hiç bilmezsin ama çok şey yaşadık seninle! Mesela haftasonları hep sen vardın evimizde, 10 puan, 10 puan derdin, dişlerinizi fırçalayın derdin. Sonra ''Domates, biber, patlıcan'' oldun sonra ''Ayı'' derken bir bakmışım ''Kol düğmeleri'' ayrı düşmüş, ''Sahilde'', ''Ayrılık'' dinler olmuşum.  ''Can bedenden çıkmayınca'' derken ''Hatırlasana'' olmuş ezberlediğim şarkı... Zaman geçmiş yaş 30 olmuş, sen ise göçmüşsün buralardan arkanda binlerce soru ve yıkılmış hikayeyle... Gitmişsin! Gitmişsin ama şarkıların ninni olmuş bebeklerimin gecelerine...
     Keşke diyorum bazen keşke bir kez görebilseydim seni, tutsaydım minik ellerimle dünyayı gezmiş ellerini.. Söylerdin belki bana en güzel şarkılarını, anlatırdın en güzel anılarını, fısıldardın kulağıma hayattın ipuçlarını. Keşke diyorum bazen anlamsız olduğunu bile bile keşke.
 
 

18 Nisan 2014 Cuma

Biliyorum

     Biliyorum unutacağım zor günleri, biliyorum uçup gidecek aklımdan. Bir " Anne " deyişleriyle aklım başımdan gidecek. İyi günler gelecek, güneşli günler. Elele koştuklarını göreceğim bana, sımsıkı sarıldıklarını... Biliyorum unutacağım zor günleri, gülerek anlatacağım bu günleri...
Sevgiler.

3 Mart 2014 Pazartesi

Güzel

     Bir pazartesi sabahı... Mutfak penceresinden güneş sızarken içeri, elimde çay fincanı etrafa bakıyorum, düşünüyorum. Bahçede yeni açmış çiçekler, yeşil dallar, güneş ışıltılarında oynayan kediler... Evde gülücükler, küçük kahkaha sesleri... Miniklerim oyun oynuyorlar, birazdan uyuyacaklar mışıl mışıl. Erdem evde, işe gitmeye hazırlanıyor. Annem yanımda, babam yolda bize doğru geliyor. Ne güzel bir pazartesi, ne güzel bir hafta başı! Annelik güzel, sevdiklerinle birlikte olmak güzel. İki küçük yaratığı canından çok sevmek herşeyden daha da güzel! :)
    Herkese güzel haftalar!
    Mutluluklar!

17 Şubat 2014 Pazartesi

Ben Başka Bir Ben Olurken..

    Uzun zaman oldu yazmayalı. Zaman çok çabuk geçiyor, bazen günleri karıştırıyorum, pazartesi ile cuma aynı benim için. Cumartesi, pazarı ayırt edebiliyorum çünkü Erdem evde oluyor, ailecek bir şeyler yapıyoruz. Ya dışarı çıkıyoruz ya da evde sevdiklerimizi ağırlıyoruz. Bir şekilde uçuyor gidiyor günler, takip etmek mümkün olmuyor çoğu zaman. Bugün şu işi yapacağım diye uyanıp hiç bir şey yapamadan yorgun düşerek geçiyor hayatım. Çok yorgunum, uykusuzum, uykusuzluktan başım ağrıyor!
     Tüm bunlar olurken benim birtanelerim büyüyor! Çok hızlı büyüyorlar... Sabahtan akşama, akşamdan sabaha büyüyorlar. Ben de büyüyorum onlarla, her gün değişiyorum, yaşadığım her dakika başka bir insana dönüşüyorum. Zor günler geçirdim, geçiriyorum ama güneşi görebiliyorum, yolun sonunu kestirebiliyorum. Toparlanıyorum, toplanıyorum, yeşeriyorum. Kaybolduğum da oluyor tabi ki ama bir şekilde buluyorum ilerleyecek bir yol.
     Son 10 ayı düşünüyorum, o kadar büyük bir değişim geçirdim ki... Anne oldum! Anne olunca anlarsın diyen annemi anladım! Erken doğum yaptım, bebeklerimi yoğun bakım kapısında bekledim, gece gündüz uyumadım, doğum sonrası depresyonuna girdim, eve kapandım, Gezi'ye gidemedim, ananemi kaybettim, en yakınlarımla ilişkilerim bozuldu, Duru hastalandı, ağlama krizlerine girdim, her şeyi sorguladım, endişe canavarı oldum, hayatımdaki tüm taşların yeri değişti, hayatımın anlamı, amacı, varolma sebebim değişti. Ben değiştim, değişiyorum.
     Bu dönemde bana Erdem ve annem en büyük desteği verdi. Hayatı sorgularken bana cevaplarıyla umut ışığı oldular. Babam endişe dolu bakışlarını gizleyebildiği zamanlar, bana hep güvende olduğumu hissettirdi. Onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. Psikoloğum Şule Öncü'ye o son derece sakin sesiyle benimle sohbet ettiği ve kendimi yalnız hissetmememi sağladığı için teşekkür ederim. Ayrıca bana ''Nasılsın?'' diye soran herkese teşekkür ediyorum. Anne olan, olmayan, beni anlamaya çalışan, her fırsatta yardıma koşan, yavrularımla ilgilenen kişileri görünce etrafımda kendimi şanslı hissettim. Yeni annelerin gece yarısı süpriz yapan, haydi dışarı çık hava al diyen akrabalara, dostlara  ihtiyaçları var, bu desteği verenlerin kıymetini bilmek lazım. Yeni hayatıma, yeni bana ayak uyduramayanlar da oldu tabi ki.. Bir başka baharda buluşacağız onlarla heralde ya da hiç kesişmeyecek yollarımız bir daha bu yeni düzende.
     Tabi bir de memleket halleri var insanı çıldırtan, sinir krizlerine sokan... O kadar kendimle ve bebeklerle doluyum ki çıkardım o halleri hayatımdan. Haberlerden haberim yok, bilmek de istemiyorum. Bu memlekette neler oluyor, çocuklar nasıl bir ülkede büyüyecek merak etmiyorum çünkü mutlu olmayacağım kesin! Yok sayıyorum, ekmek almaya giden çocukların gaz bombasıyla ölmelerini kabullenemiyorum ve yok sayıyorum. O anneleri gönlümden kucaklıyorum ama sokağa çıkmıyorum, bağırmıyorum çünkü hayatımdan endişe duyuyorum!
     Ben başka bir ben oluyorum işte, bebişler başka bebişler oluyor, büyüyorlar, Erdem baba olmayı öğreniyor, memleket başkalaşıyor, biz başkalaşıyoruz...

Sevgiler