11 Mart 2015 Çarşamba

Kimse dokunmasın

     Bazen öylesine sıkılır ki insan... Sessizlikten, boşluktan değil,  çok işten ve gürültüden! Bazen öylesine kaçar ki insan hareketten, karmaşadan. Öylece oturmak ister, sessizlikte. Müzik bile istemez. Kendi sesini susturup, dış sesleri duymazdan gelip olduğu yerde oturmak ister. Hiç bir şey yapmadan, konuşmadan, dinlemeden, düşünmeden, yazmadan... Saatlerce o noktada olmak ister, kalakalmak, donakalmak ister. Zaman dursun ister ya da zamanı da çıkarmak aradan. Dünyaya kök salmak ister, yer küreye, toprağa. Kökleri uzasın ister, kimse kaldıramasın onu yerinden...

5 Ocak 2015 Pazartesi

Yeni Yıl Kabullenişleri

     Her birimizin bitmez dilekleri var yeni yıldan. Her birimizin istedikleri, bekledikleri... Umudettikleri...

     Benim de var elbet dileklerim ama bir de kabul ettiklerim var. Kabullendiğim, birlikte yaşamaya çalıştığım, alıştığım şeyler var. Barış teklif ettiğim yanlarım, uzlaşmayı beklediğim taraflarım ve uyum sağlamayı istediğim hayat şartları var.

     Bebelerim 20 aylık oldular, artık onlarla iletişim kurabiliyoruz. Cevap vermeseler de beni anlıyorlar. Kendi dillerinde birbirleriyle anlaşıyorlar. Büyüyorlar, öğreniyorlar, taklit ediyorlar. Biz ne yaparsak onu yapıyorlar. Onların bu gelişmelerini izlemek muhteşem bir duygu olduğu kadar aralarındaki gelişimsel faklılıkları görmek bazen endişelendiriyor insanı. İşte alışıyorum endişelenmeye, arkalarından koşturmaya, sürekli gözümün önünde tutmaya. Haliyle Duru için daha çok endişeleniyorum. Bilenler bilir, Duru 6 aylıkken sol beyin damarlarından biri tıkandı ve sağ tarafı felç oldu. Daha önce çok ayrıntılı yazmadım bu konuda çünkü kabul edebilme sürecindeydim. Artık kabullendim. Bu herkesin başına gelebilecek bir şey, normal bir şey. Çok şükür ki fark ettik ve imkanlarımız dahilinde elimizden geleni yaptık.

     Bazı arkadaşlarım çekiniyorlar sormaya. Ben burdan kısaca anlatayım istiyorum geçirdiğimiz süreci. Biz Duru'nun hareketsizliğini fark ettiğimizde hemen hastaneye gittik, çekilen mr sonucunda beynin sol ön lobunu besleyen ana damarlarından birinin tıkandığı görüldü. Hemen kan sulandırıcı (heparin) ile müdahale edildi. Bu arada kan ulaşmayan bölgedeki beyin hücrelerinde hasar meydana geldi ve sağ tarafı felç oldu. Müdahale işe yaradı ve damar kısa bir süre açıldı fakat ölen hücreleri geri getirmenin her hangi bir yolu olmuyor malesef. Beynin düzeni değiştiği için farklı deşarjlar görüldü bu da nöbete neden oldu. Durum kontrol altına alındı ve biz 1 hafta sonra hastaneden çıktığımızda Duru az da olsa sağ tarafını hareket ettirmeye başlamıştı. Doktorumuzun şu sözünü hiç unutmam '' Bizim bundan sonraki görevimiz hasar gören bölgeyi canlandırmak değil, o bölgenin görevlerini diğer kısımlara aktarmak.'' Yani olan oldu, oturup ağlamanın bir faydası yok, elimizi taşın altına sokacağız bu işi yapacağız. Hastaneden çıktığımız günden itibaren fizik tedavi hareketlerine başladık. Fizyoterapistin gösterdiği hareketleri evde tekrarlayarak çok yol kaydettik! ''Neden oldu?'' sorusu en çok insanı yıpratan soru. Bilmiyoruz, bilinemiyor. Çeşitli genetik testler vs yapıldı. Elle tutulur pek bir şey yok. Ancak şu şekilde bir açıklama yapabiliyoruz. MTHFR adlı bir enzim var bu enzimin geni mutasyona uğramışsa kişide pıhtılaşma sorunu olabiliyor. Olmak zorunda değil ama olabiliyor. Bu mutasyon genel olarak bu coğrafyada çok görülüyor. Her 4 kişiden 1'inde var. Ama her 4 kişiden 1'i enfakt geçirmiyor. Yanında bir şeyler daha olması lazım.. Mesela, kişinin tıkanan damarı doğuştan dar ise veya kişi çok susuz kalmış ise böyle bir şeye neden olabiliyor. Yani olmayacak şeyler üst üste gelmiş ise bir minik bebeğin damarı tıkanabiliyor. Her şey bizler için. Duru'nun ve bizim bunu deneyimlememiz gerekiyor demek ki diye düşünüyorum. Duru şimdi çok iyi, yeni yeni yürümeye başlıyor. Kendisi 4-5 adım atıyor, sağ ayak ve bacağını neredeyse kusursuz kullanıyor. Sağ eli hala daha pasif ama eskisine göre yine oldukça iyi. Fizyoterapistimizin tavsiyeleriyle çeşitli yöntemler kullanarak sağ elini güçlendirmeye çalışıyoruz. Düzenli nörolog kontrollerine gidiyoruz. Duru çok daha iyi, keyfi de yerinde çünkü ben de daha iyiyim. Ona güveniyorum, olduğu gibi kabulleniyorum ve desteklemek için elimden geleni yapıyorum.
      Her konuda yeterli olmaya çalışıyorum. Biliyorum mükemmel olamayacağımı ve nefes almaya, dinlenmeye, gezmeye, coşmaya, kendimi kaybetmeye hakkım olduğunu kabulleniyorum.

     Siz de kabullenin değiştiremeyeceğiniz gerçekleri ve farklı yerden bakmaya çalışın olaylara, asla bir şey kaybetmezsiniz, kazanırsınız, güçlenirsiniz.

     Sevgiler...